MİNİ İSTANBUL GEZİSİ #2


    İstanbul gezimizin 2.günü çok yorucuydu ama boş yere yorucu olmuyor tabi ki. Çok gezdik çok gördük. Çok gezen mi bilir çok okuyan mı diye bir soru dolaşır ortalıkta duymuşsunuzdur. Sanırım buna cevabım çok gezen olacak. Çünkü gidip görüp elde ettiğiniz bir bilgi okuduğunuz bir yazıdan çok daha kalıcı oluyor.

    İkinci gün yazısını ikiye bölerek yazacağım. Çok uzun olduğunda herkes okumuyor gibi geliyor. Bu yüzden ikinci günün ikinci kısmı da yarın gelecek :)



    İkinci günün sabahında kahvaltı için Balon kafe diye bir yere gittik. Kafe Kadıköy rıhtımında yeri inanılmaz güzel olan bir kafeydi. Şuan boş olan çatısından eskiden balon ile geziye çıkılabiliyormuş. Ama dediğim gibi şuan kullanılmıyor. Tam karşısında Haydarpaşa garı ve masmavi Boğaz ile bol bol huzur dolmanızı sağlıyor.

    Bu kadar güzel bir yere kurulan inanılmaz manzaralı bu kafeyi çok beğendiğimi söylersem yalan olur malesef. Servisi ve kalitesi çok ama çok kötüydü. Kahvaltımızı neredeyse önümüze atar gibi getiren garsonlar aynı zamanda konuşurken de hiç kibar değillerdi. Kahvaltı olarak ise, serpme kahvaltı yediğim hiçbir yerde balın, tereyağının, reçelin küçük, genellikle hastanelerde kullanılan paketlerde getirildiğini görmemiştim. Burada öyleydi, bu yüzden çok memnun kalamadık.



    Olsundu biz yine de İstanbul havasını dolu dolu içimize çekerek vapurla karşıya geçtik, sonra da başladı koşturmaca. İlk olarak müze kart çıkarmamız gerekti. Müze kartı eğer öğrenci kartınız yanınızdaysa 20 tl' ye değilse 40 tl' ye çıkartabiliyorsunuz. Bunun dışında maksimum kartınız varsa ve üzerinde kendi adınız yazıyorsa da ücretsiz müze kart olarak kullanabiliyorsunuz.




    Müze kartımızı çıkardıktan sonra Topkapı Sarayına giriş yaptık. Topkapı sarayı çoğunlukla bahçelerden oluşuyor ve bazı özel parçaları (kılıçlar, özel taşlar, kıyafetler, dini parçalar) görebileceğiniz küçük odalar için sıra beklemeniz gerekiyor. Bu odalarda kamera kullanılması yasak olduğundan dolayı fotoğraf çekemedik. Zaten çekmeye kalkışılsa sıra bundan çook daha uzun olurdu. İçeride güvenlik görevlileri seri bir şekilde bakmanız için uyarılarda bulunuyorlar.

   



    Topkapı Sarayı hem görsel hem ruhsal olarak çok doyurucu bir yerdi. Bir zamanlar buralarda Osmanlı'nın yaşadığını düşünmek insanın içini bir garip yapıyor. Sanki hiç öyle şeyler olmamış bir romandan okumuşuz gibi geliyor ama oradayken yaşadıklarını hissedebiliyorsunuz.



    Topkapı Sarayının içindeki bu odacıklardan bazılarında Osmanlı padişahlarına hediye gelen saatler, bazılarında değerli taşlar takılar varken bazıları restoranta ya da takı dükkanına çevirilmiş. Bu odalar dışında en çok büyüleyen yerlerden biri kesinlikle sarayın balkonlarıydı. Ben hayatımda böyle bir manzara görmedim, göremem de gibi geliyor.









     Bugünkü yazım buraya kadardı. Yarın da ikinci gün yazım kaldığı yerden devam edecek takipte kalın :))

Yorumlar

  1. Ben şimdiden özledim ama. Ne kadar da güzeliz yaaaaa yerim bizi 😍😍

    YanıtlaSil
  2. Ben şimdiden özledim ama. Ne kadar da güzeliz yaaaaa yerim bizi 😍😍

    YanıtlaSil

Yorum Gönder