MİNİ İSTANBUL GEZİSİ #1


    Geçtiğimiz hafta sonunu İstanbul' da geçirme şansını bulduğum için çok ama çok mutluyum. Kısa sürdüğü için her ne kadar tadı damağımda kalmış olsa da olsun... Neler yaptık, nerelere gittik sizlerle de paylaşmak ve kendimde gelecekte dönüp bakabilmek adına böyle bir yazı yazmak istedim. Bir sürü mükemmel İstanbul manzarasıyla da yazımı süsleyeceğim :)


Handeyle beraber uçağımızı beklerken

    Gidiş uçağımız cuma günü saat 09:30' daydı. Handeyle beraber izbanla Adnan Menderes Havalimanından, İstanbul Atatürk Havalimanına doğru yola çıktık. Oradan bizi liseden beridir en yakın arkadaşlarımızdan olan Şeyda aldı. Çok uzun zamandır görüşemiyorduk çok çok özlemişiz birbirimizi.

    Şeyda bizi Avrupa yakasından evinde kalacağımız arkadaşımız Elif' in Anadolu yakasındaki evine götürdü. Yolda tabi ki yemekte yedik, sabah kahvaltı yapacak vaktimiz olmamıştı. Elifle de buluştuktan ve eşyalarımızı eve bıraktıktan sonra bizi Çengelköy' e götürmeye karar verdiler. Çengelköy diyince hepimizin aklına Berkcan Güvenin Ben Yakışıklıyım şarkısı gelip durdu. Şeydayla Hande durmadan "takılırım kızlarla" diye şarkıya başlayıp durdular :D

    İlk olarak Çengelköy de bir cafe gibi bir yere girdik. İstanbulda bazı yerler belediyenin olduğundan ve İzmirde öyle bir şey olmadığından anlamakta zorlanıyorum :D Sahil kenarında sıkış tepiş masaların olduğu bir yerde oturup çay içtik. Hava biraz soğuktu tabi deniz kenarı olduğundan doğal bir durum.

    Orada çok oturmadan kalktık. Kızlar Çikolata & Kahve diye bir cafeden bahsettiler oraya gidelim dediler. Giderken yolda bir börekçi gördük ve kürt böreği aldık. Adının nasıl yazıldığını bilmiyorum kürt, kült, küt... Sanırım İzmirde bu börekten yokmuş ben de hiç görmedim ama aklıma da gelen bir şey değildi açıkçası :D Hande görünce tatmak istedi. Böreğimizi alıp iskele gibi bir yere oturmaya gittik. Öyle yere oturup böreği yedik. Hava sıcaklaşmaya başlamıştı ve börekte hiç aklımdan geçen gibi değildi. Ben daha çok milföylü bir şey beklemiştim ama beklediğimden çok daha güzeldi. Pudra şekeriyle yenen normal börek gibi gerçekten nasıl açıklayacağımı bilemedim :D





    Daha sonra dediğim gibi Çikolata & Kahve' ye gittik. Sıcak çikolatası çok meşhurmuş buranın bizde 4 sıcak çikolata istedik. Ortamı inanılmaz güzel bir kafeydi. Keşke İzmirde de böyle yerler açılsa da bol bol gitsek. İçerisinin tasarımı zaten Osmanlıyı andırıyordu gerçi İstanbulda her yer Osmalıyı andırıyor. :D Koltukları işlemeliydi, duvarlarda Arapça yazılar vardı ve çalan müzikte çok dinlendirici ilahi tarzında sözsüz müziklerdi. Bunun yanında 3 katlı bu kafenin en üst katı tamamen mescid ve tuvalet olarak ayrılmıştı. Kadınlar için çok güzel hazırlanmış ve tuvaletleri de inanılmaz temizdi. Gelen sıcak çikolatalarımız da kızların dediği kadar vardı ama bence sıcak çikolatan çok üzerine döktükleri çikolata her şeyden güzeldi, şu zamana kadar tattığım her şeyden... Çikolata & Kahve kafe benden tam puan aldı. Eğer gitmediyseniz kesinlikle çok rahat edeceğiniz bir yer olur bence bir bakmalısınız.





    Çikolata & Kahve' den çıktıktan sonra da otobüse binip Eliflerin evine doğru gidecektik ama sonra biraz yürümeye karar verdik. İyiki de yürümüşüz çok güzel bir yerde güneşin batışını izledik. Tam boğazın arkasından battı, bulunduğumuz yerde de bir iki bank vardı gerisi boşluktu. Bizde bol bol fotoğraf çekildik :)

    Yazının başındaki fotoğrafta gördüğünüz gibi o banka oturduğum huzuru size anlatmam imkansız. Çabalasam da başaramam sizin de oturup kendinizin hissetmesi gerekiyor. Rüzgar hafif hafif eserken bir yandan da güneş gözlerimin önünde yavaş yavaş battı.


    Arkadaşlarıma her zaman yanımda oldukları için buradan da tekrar teşekkür ediyorum. Kısacık kalmışta olsak bizi çok güzel gezdirdiler ve bizimle beraber yoruldular. Lise arkadaşlıkları gerçekten başka... Ne olursa olsun, ne kadar zaman geçerse geçsin insan onları kardeşi gibi hissediyor ve görüşünce hiçbir şeyin önemi kalmıyor. Önemli olan eğlenmek oluyor. 2.gün yazısında görüşmek üzeree :))



Yorumlar